Başarı, Kariyer, Plan

Başlıyoruz…

Başarmak her zaman belli bir formüle bağlı kalarak ulaşılabilecek bir hedef değildir.  Ancak, belli bir hedef olmadan, bu hedefe ulaşmak için bir istek olmadan ve de bu yolda nasıl ilerleyeceğinizi gösteren bir sisteminiz olmadan ulaştığınız başarılar bir tesadüf olmaktan öteye geçemez.  Eğer başarılı olmaktan zevk alıyorsanız, etrafınızdakiler tarafından saygı duyulan ve parmakla gösterilen bir insan olmak istiyorsanız, o zaman başarılı olmanın sistemini kurmanız ve bu sistem doğrultusunda yaşamınızı yönlendirmeniz gerekmektedir.

Bu sistem, herkes için aynı olan ve kolayca bir yerden kopyala-yapıştır yöntemiyle uygulanabilen bir yöntem değildir. Bunun için, çok meşakkatli olmasa da belli bir çaba harcamak ve sizin için en uygun olanını bulmak gerekmektedir. Fakat, bunu öyle çok da zor bir durum olarak görmeyin. Zira, bu sistemi oturtmanız hayatınızda daha ilk günden büyük değişikliklere yol açacak, size daha güzel günlerin, daha başarılı bir hayatın, ekonomik ve sosyal manada zevk alacağınız bir deneyimin kapılarını açacaktır.

Bu blogda, size bir sistemi veya yöntemi ezberletmeyeceğim. Sizin kendinize has ve kendi önceliklerinize uygun olan başarı yolunu bulmanız için arkadaşlık yapmaya çalışacağım. Bunu ilerleyen günlerde farkli blog postlarında detaylarıyla göreceksiniz. Dolayısıyla bu yöntemleri blogun başında teker teker sıralamayacağım.  Bunun yerine, başarı yolundaki yolculuğumuza başlamadan önce, sizlerle bir görüşümü paylaşmak istiyorum. Bu görüş, eminim bir çoğunuzun aklından bugüne kadar geçmiş olan bir sorunun da cevabı olacaktır.

Bugüne kadar, bir çok ülkede iş veya seyahat maksatıyla bulunmak fırsatı buldum. Bu ülkeler içinde gelişmiş ülkeler olduğu gibi, gelişmekte olan ülkeler de bulunmaktaydı. Bu ülkelerde bulunduğum sürede aklımı hep bir soru kurcaladı: Neden bazı ülkeler hemen her konuda oldukça gelişmişken, diğer ülkeler bu gelişimi sağlayamamaktaydı?

Bu hususa elbette birden çok faktör etki ediyor. Zaten, bu faktörleri bire veya ikiye indirmek, bu konuda önemli çalışmalar yapan akademisyenlere ve diğer uzmanlara haksızlık olacaktır. Ancak, bu meselelerin derinine indiğimizde, her zorluğun ve her fırsatın insan faktörüne dayandığını düşünüyorum.

Toplumsal gelişme toplumsal başarı ile sağlanmaktadır. Toplumsal başarı için ise toplumdaki bireylerin ayrı ayrı kişisel başarıya ulaşmaları gerekmektedir. Kişisel başarıya ulaşabilmek içinse, bireyin kişisel sorumluluğun önemini kavraması ve özümsemesi gerekmektedir. Kişinin iyi bir insan olması, kişisel sorumluluğa sahip olduğunu göstermez. Kişisel sorumluluk, kolayca erişelebilcek başarılar yerine, düzgün ve dürüst bir çalışmayla, çaba sarfederek kazanılan hak edilmiş başarıların peşinde olmayı sağlar.

Yukarıdaki soruya geri dönersek, gelişmekte olan ülkelerde, daha hayatın ilk yıllarından itibaren, çocuk anne ve baba tarafından bir fanus içine alınmakta ve kişisel sorumluluğun önemini öğrenmekten mahrum bırakılmaktadır. İnsanlar kişisel sorumluluklara sahip şekilde dünyaya gelmemektedir, bu eğitim anne ve baba tarafından hayatın ilk yıllarında verilmek durumundadır. Eğer, anne ve baba tarafından verilmediyse, okulda öğretmenlere büyük bir yük düşmektedir.  Ancak, evde desteklenmeyen bir sistem, sadece okulda öğretmenler tarafından verilemeyecektir, verilse bile çokça duyduğumuz üzere çocuğun bir kulağından girip diğer kulağından çıkacaktır. Bu sebeple, bahsini ettiğimiz ülkelerde, etrafta biyolojik yaş olarak büyük, ancak kişisel sorumluluk seviyesi olarak 2-3 yaşında insanlarla birlikte yaşamak zorunda kalırız. Bu durum, bizim hem birey olarak hayatımızı etkiler, hem de toplum olarak gelişmemizi ve ilerlememizi durdurur.

Buna karşılık, gelişmiş ülkelerde ise, daha çocukluk yıllarından başlayarak, kişisel çalışma ve kişisel başarının ödüllendirildiğini görürüz.  Bu ülkelerde, çocuklara çalışmanın ve çaba sarfetmenin önemi, yapılan iş ne olursa olsun en iyi ve en düzgün şekilde yapılmasının gerekliliği ana kural olarak öğretilir. Dolayısıyla, eğitim hayatının daha ilk günlerinden saatlerce süren dersler ve ödevler yerine, çocuklara öncelikle kişisel çalışmanın önemi aşılanır. Bu eğitim, çocuklara birey olmanın sorumluluğunu aşılar. Bu eğitim sayesinde, anne babalar çocuklarını sürekli kontrol etmek zorunda kalmaz ve çocuğun başarı yolunda en büyük destekçisi ve arkadaşı olurlar.

Bu eğitim, bireylere kendilerini kontrol etmenin yollarını anlatırken, doğal olarak başarının da anahtarını vermiş oluyor. Kişisel sorumluluk ve kontrolü öğrenen bireyler, hayatın zorlukları karşısında stres yönetimini çok daha iyi şekilde yapmaktadırlar.  Bu durum, anne baba çocuğun yanında değilken veya iş hayatında patron ortalıkta değilken de düzgün ve dürüst hareket etmenin temellerini oluşturur.

Daha fazla detaya girmeden, bu hususa bir de kendi ülkemiz açısından bakalım.  Yurtdışında farklı coğrafyalardan insanlarla iletişime geçmiş olanlarınız varsa bu dediklerim çok tanıdık gelecektir. Türkiye’de insan gücü ve zeka açısından hiçbir gelişmiş ülkeden eksiklik bulunmamaktadır, tam aksine bu coğrafyanın insanı çok zeki ve yaratıcı oluşu ve sorunları çözmek için kimsenin aklına gelmeyecek fikirleri ortaya koyması ile bilinir.

Ancak, bu potansiyel ve başarılı olmamız için gereken hammadde pratiğe koyma noktasında sistemsizlik dolayısıyla çoğu zaman boşa gitmektedir. Bu sebeple, spor, bilim, sanat, sosyal alanlarda büyük potansiyele sahip olmamıza rağmen, değersiz noktalarda takılıp kalıyoruz ve olmamız gereken noktanın çok daha altında kalmaya mahkum oluyoruz.

Bu durum bana her okulda veli toplantılarında çok söylenen bir sözü hatırlatıyor.  Her sınıfta, çok zeki olduğu söylenen ama çalışmadığı için başarılı olamayan bir çocuk bulunur. Hatta, bu çocuk için “çok zeki, ama çalışmıyor” sözünü hepimiz duymuşuzdur. İşte bizim coğrafyamızın insanı da, gelişmiş ülkelerin insanları karşısında bu durumda kalıyor ve olması gerekenin çok daha altında ve potansiyelinin %5-10’unu kullanarak hayatını geçiriyor.

Tarihe baktığımızda, bu coğrafyanın insanları potansiyelinin ne olduğunu gördüğünde ve sistemli şekilde başarılı olmak için çaba sarfettiğinde çağları değiştirmiş ve dünyanın gidişatı hakkında söz sahibi olmuştur. Dolayısıyla, hem insanlık hem de dünya için daha iyiye ve daha doğruya yolculukta başarılı olmak için gereken potansiyele fazlasıyla sahibiz.

O zaman ne yapmamız gerekiyor? O zaman, çalışmak gerekiyor. Ama ne yaptığını bilmeden, nereye yol aldığını bilmeden bir çalışma değil; aksine planlı, hedefini bilerek, üretken ve efektif şekilde çalışmamız gerekiyor. Bu sistemi sıfırdan yaratmamız gerekmiyor, bu sistem bu hususa kafa yoranlarca zaten oluşturuldu ve her gün geliştiriliyor. İşte biz bu blogda bu başarı yolunu birlikte yürüyeceğiz. Sizler bu bloga girdiginiz gün hayatınızda yepyeni bir sayfa açtınız. Şimdi yapmanız gereken ne istediğinize karar vermek ve hedefe ulaşmak için bir sistem doğrultusunda çalışmak.

Bu yolculukta, öncelikli durağımız hedefimizi belirlememiz ve planlamamızı yapmamız olacak, planlamamız bize gittiğimiz yolda varış noktamızın ne olacağını her gün, her saat, her dakika bize hatırlatacak. Bu konu ilk başta size zaman kaybı gibi görünebilirse de, yıllar içinde daha başarılı olmamızı engelleyen plansızlığımız sizi bu konuda motive edecektir.  Bu süreçte “kaybedeceğiniz” zamanın onlarca katını uygulama sürecinde kazandığınızı görererek, planlamanın ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız.

Planı yaptığımız zaman hedefe ulaşmak için gerekli haritaya sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu zaten bizi hedefimize hiç olmadığımız kadar yaklaştırmış olacaktır.  Sonraki aşama, sadece bu planı uygulamaya koymak olacaktır. Yıllarca, uzun süreceği için yapmaktan kaçındığımız şeyleri kolayca nasıl tamamlayacağımızın formüllerini zaman yönetimi ile birlikte göreceğiz.

Bu sistem ile okulda başarılı olmak, üniversiteyi kazanmak, başarılı bir iş kurmak, çalıştığınız iş yerinde yükselmek gibi hedeflerinize çok kolay şekilde ulaşacaksınız.  Bu sistem ile bu hedeflere ulaşmak çok kolay olacak zira siz artık sadece hedefe ulaşmak ile mutlu olmayacaksınız, bu yolda yürürken her an kaydettiğiniz gelişme ile kendiniz ile gurur duyacaksınız.

O zaman bu güzel yolculuğa başlamak için hazırsanız yola çıkalım.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.